T-istasyonu- İhtiyaç

T-istasyonu;

T-istasyonu Şule Şenol’un 2012 den beri geliştirdiği T harfiyle başlayan kelimeleri de kullanarak Tek Başına, Topluca, Takılarak etkileşimli öğrenme ortamlarının oluştuğu  bir uygulamalar zinciridir. https://www.t-istasyonu.com/               

T-istasyonu bir  proje değil, eğitimde, yaşamda olması gerekenlerin, çeşitli tecrübelerle bezenip , bilimsel araştırmalara dayanarak  aktarılmasıdır. Oyun ve üretimin birlikte gerçekleştiği aktiviteleri araç ederek  uygulamalı olarak izahıdır, ve temeli pedagojik bir duruşa dayanır ve çok önemli bir ihtiyaçtır. Tli,(daha sonra oluşan Klı,  Mli, Olu vs. kelimeler de aktiviteleri keyifli ve yaratıcı hale büründürdüğü gibi kalıcı hafızaya da yerleşmesini sağlar.

Bunlardan dolayı klasik bir yaklaşımla projenin girdisi- çıktısı veya hizmet vermek –almak şeklinde izah edilemez.

Aşağıda böyle T-istasyonu dediğim temas ve toplaşma istasyonlarının kurulması halinde, en basit tabiriyle bunun neye “iyi”geleceği bazı somut örneklerle açıklanmıştır.

  • Birliktelik:
    1. Farklı yaş gruplarından çocukların bir araya gelmesi:

Her yaştan çocuk T-istasyonunda  tahtadan yapılmış aynı malzemelerle oynarlar, çalışırlar. Oynama şekilleri ve kazanımları farklıdır, birbirleriyle etkileşim halindedirler.  Alternatif Eğitim metodlarından biri olarak gösterilen Reggio Emilia pedagojisinde 1. Pedagog   çocukların akranları, 2. Pedagog eğitmen 3. Pedagog ise mekan- alan  olarak gösterilmektedir. Çocuk  çocuktan öğrenir, hatta çocuk oynayan çocuk, yapan çocuktan öğrenir. Yine Alternatif Eğitim Metodlarından Montessori okullarında da gördüğümüz farklı yaş gruplarından çocuklar aynı sınıfta ders görürler. Sadece  okullarında değil, dünyada reform niteliğinde değişiklikler yapan birçok okulda da farklı yaş gruplarını bir arada görmekteyiz. Örneğin Almanya’da Berlin-Schöneberg’deki bir devlet ilkokulu  Freinet, Montessori, Waldorf, Jena plan(P.Peterson modeli) nden de esinlenilmiş ve ayrıca 1.2, ve 3. Sınıfı birleştirmiştir.

 

  1. Farklı sosyal çevrelerden çocukların bir araya gelmesi;                                                                                                Özellikle ülkemizde çocuklarımız özel okullar, devlet okullarına giden çocuklar diye ayrıldığından  genelde – örneğin özel okula gidenler- belirli bir sosyo-ekonomik grubun ailelerinin çocukları olmaktadır. Çocukların mahallelerdeki ortak kullanım alanları, kamusal alanlar  da yok denecek kadar azdır, bu alanlar da standart oyun parklarının ötesine geçemediği gibi, çocuğun hayal gücünün genişlemesine ve diğer çocuklarla bir araya gelip oynayıp üretmesine uygun ortamlar değildirler . T-istasyonuna aktif olmak için belirli bir kültür, eğitim ve ekonomik düzey önemli değildir. Oyunun, üretkenliğin kendiliğindenliği, yarış, rekabet şeklinde olmaması, sadeliği esas alınır.  Ünlü nörobiyolog, sinirbilimci    Gerald Hüther’in “Würdekompass- onur pusulası” ile şöyle söylemektedir. “Bizlerin davet eden, esinlendiren, cesaret veren  ve harekete   geçen, harekete geçilmesi için ortamlar oluşturan  topluluklara ihtiyacımız var” Bizim toplumumuzdaki ayrışmanının en büyük sebebi de  herkesin kendi adacıklarında yaşamayı daha güvenli görmesidir. T-istasyonunda farklı sosyo kültürel çevrelerden, birbirinden çok farklı eğilimleri olan ailelerin çocukları bir araya gelir. Oyunun kendiliğindenliğinden de yararlanılır.  Çocuklar cesaretliler, önyargılı değiller, özellikle oyunun, sanatın içinde dil bariyerleri yok, çocukların, çocukluğun temel  alındığı bir tür etkileşim ve öğrenme toplulukları oluşturmaya hizmet eder T-istasyonu.

 

2. Yetişkin ve çocukların bir arada olması:

  • T-istasyonundaki tüm aktiviteler hem yetişkinler hem de çocuklar içindir. Fakat oynama, katılım şekilleri ve tabii ki kazanımları farklıdır. “yetişkinlerin oynamaması yasaktır” diyebiliriz hatta.  Çocuklar çocuklardan, akranlarından öğrendikleri gibi, sevdiği insandan öğrenir, bu önce anne, baba, büyükbaba-büyükanne gibi yakın akrabalar olduğu gibi  yakın gördüğü, çok sık gördüğü öğretmenidir. Oyuna katılan, oyunda sadece çocuk için değil kendisi de severek yer alır yetişkin.  tipik çocuk oyunlarındaki gibi “mış” gibi yapmaz. Kendi için de oynar.  Aynı ortamı paylaşmanın, aynı oyunların – farklı şekilde de olsa- oynanmasının-  hem çocuklara hem yetişkinlere de faydası büyüktür, çocuklar da  anne-babalarının, sevdiği büyüklerin oyun ve sanatın içinde olmasından mutlu olurlar.

Yetişkin de kendi çocuğunun, öğrencilerinin diğer çocuklarla veya başka  yetişkinlerle etkileşimini gözlemler. Ayrıca şöyle                deriz: Çocuklar T lerle öğrenir, takip ederler, test ederler, tatbik ederler, taklit ederler, tekrarlarlar, dolayısıyla                          çocuklar  rol model aldıkları yetişkinleri de oynarken gözlemlerler,  aynı etkinliğin içinde farklı biçimde yer alırlar.(soma                    küp- yaşam dönüşümdür oyunu – örneğinde aktarıldığı gibi)

 

3.   Sanatkar- zanaatkar ve çocukların birlikteliği:

İstasyonlarda çeşitli sanatkar, zanaatkarlar da yer alır. Çocuklar   sadece resimlerde videolarda, kitaplarda, müzelerde                  gördüğü sanatkarlar dışında, o  sanatkarların ve zanaatkarların işlerini nasıl  icra ettiklerini görürler. Örneğin tornada                      topaç yapımcısının malzemeyi nasıl kullandığı, yaptığı hünerli işler, zanaatin   elbirliği ile yapıldığının  izlenmesi ve                        kendilerinin de katılımı çok önemlidir. Sevdiği, emek verdiği  işte  yıllardır ahşap işçiliği ile uğraşan yapan bir ustayı                        izlemek, onunla konuşabilmek,  çocuğun emek veren, özenle üreten insanlara ve işe  da daha fazla saygı duymasını da                sağlar,  ona özenir, ondan esinlenir, ondan cesaret alır, ve tabii ondan öğrenir. Zanaatkar için de çocuğun kendi yaptığı                  oyuncağı oynaması, çocukla diyalog işine daha da sıkı sarılmasına yol açar. Tahta oyuncak bir tane bile yapıldığından,                  çocukların da katkısıyla birbirinden çok farklı oyuncaklar oluşturulur. Ünlü sosyolog Richard Sennett  “zanaatkar”                             kitabında, “beraber” ve “otorite” kitaplarında zanaatla etkileşimi çeşitli araştırmalarına, gözlemlerine ve tabii düşünsel                     birikimini de katarak detaylı bir şekilde anlatmıştır.  T-istasyonu pratiği – toplumumuzda unutulmuş olan zanaatleri, ve                     zanaatkarlığın önemini de aktarmaktadır.

 

Kısacası  2005 de kurulan ama sonra kapatılmış olan Oyun, Sanat ve Zanaat derneğinde anlattığımız gibi:

Yolumuzda,

Oyunu araç ediyoruz,

Sanatla zanaati yakınlaştırıyoruz,

Doğayı, doğalı, öğreniyor, öğretiyor, yaşamımıza katıyoruz.

 

 

  •    Birlikte hareket etme, dayanışma:,
  •     Oyun ve aktivitelerimizin bazılarında (özellikle Topluca- together istasyonunda) birlikte hareket etme, birlikte karar     ,           planlama, fikir verme, öneri sunma, tasarlama ve dayanışma temel alınmaktadır. Her bir bireyin özne olduğu, birlikte             üretmekten keyif aldığı  oyunlar esas alınmaktadır.
  • Çocuklarımız maalesef rekabet ortamında büyütülmektedir. Oyunun keyifli bir öğrenme aracı olduğunu bilmekteyiz. Okullarda, şirketlerde de çeşitli oyunlaştırma araçları kullanılmaktadır. Fakat bizim Birincil amacımız mevcut bir konuyu oyun yoluyla daha kolay anlaşılır hale getirmek değil. Tabii bu da zaman zaman gerçekleşiyor, ama T-istasyonunun kurgusunda böyle bir amaç yok. Oyunun kendiliğinden, daha doğrusu oyun pedagojisinden yararlanmaktayız. Oyun pedagojsininin büyükbabası ve dünyadaki ilk Kindergarten’ı ( erken çocukluk eğitiminin olduğu yuvalar) kuran Friedrich Fröbel’in yaklaşımından esinlenen Fröbel vinci, ya da Waldorf pedagojisine de uygun   bazı  oyun- eğitim araçlarımızla  oyunun, birlikte hareket etmenin öneminin kavranmasına aracı oluyoruz, ve bunları somut örneklerle ilişkilendirdiğimiz gibi, bu tarz hangi oyunlar üretilebileceğini, ya da bu tür oyunları başka ne şekildeki materyallerle, ve ne şekilde oynayacağını gösteriyoruz.  Burada “ton, tını ,tanı- toplaşma” istasyonumuz da yer almaktadır. Alternatif eğitim metodlarından (reform pedagojisi olarak da adlandırılır) Freinet pedagojisinde dayanışma, katılım esas alınır. Öğrenme grupları arasında geçişkenlik vardır. T-istasyonunda da bu geçişkenliğe olanak verilmekte, böylece multidisipliner bir öğrenme gerçekleşir.
  • İnsan sosyal bir varlık. Birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Birlikte hareket ederek, herkesin ipin ucundan tutmasıyla birçok sorunun üstesinden geliyoruz. Birimizin tek başına yapamayacığımızı, BİRLİKTE yapıyoruz. Çeşitliliğimizle de ortak bir ses oluşuruyoruz. Oyunlarımızın çoğunda ortak paydalarımızın farkına varıp , geliştirme imkanı elde etmiş oluyoruz.

Ayrıca:

  • Çocukluğun, oyun ve oyuncağın tarihini günümüzle, günümüzdeki oyun araçları ile  ilişkilendirerek aktarıyoruz, çocuğun merak duygusunu tetikleyen eski oyuncaklarla oynatıyoruz. Almanya’da gördüğümüz Oyuncak müzelerinde olduğu gibi sesli anlatılarla çocuğun aynı zamanda oyuncağın tarihini, çeşitliliğini keşfetmesini sağlıyoruz. (Şule Şenol’un sesli kitabı Topaç Topi’nin turu)
  • T- İstasyonu bir oynama, üretme ve öğrenme kültürünün örneği. Tek başına, Topluca ve Takılarak öğreniyoruz.

Tek başına yapmama yardım et” Maria Montessori’nin sözü, bunu kendi başıma keşfetmeme yardım et” e çeviriyoruz.              Herkesin kendi temposuna göre, ama birlikte farklı bir biçimde keşfetmesine, öğrenmesine yardımcı oluyoruz. Merak ve                 keşfetme hali hayatımızın her döneminde var, ama çocuklukta bu tabii çok daha yoğun. (Şule Şenol’un Alternatif Eğitim                 Dergisinin Güz 2017 sayısındaki “Oyunu kurtar” yazısında bu konu detaylı olarak ele alınmıştır)

Topluca- Together” Birlikte hareket ediyor,  ortak paydalarda birleşiyor, ve bunu yaparken oyunu da araç edip, birlikte                   üretmekten  keyif alıyoruz. Rekabet, yarışma olmayan oyun çeşitliliğini gösteriyoruz, tek başımıza yapamayacağımızı                    birlikte yapıyoruz. Sadece kendimizi, kendi çocuğumuzu, kendi kurumumuzu değil düşünmeyip, yaptığımızla toplumsal                   fayda sağlıyoruz.

Takıl” İyiye, güzele takıl, esinlen. Ve artık aklın takılsın, tekdüzelikten çık, derinlemesine düşün, derinlemesine öğren.                    (Waldorf pedagojisindeki öğretmenin rolünden esinlenilmiştir) Merak uyandıran, estetik değeri de çok yüksek olan                          oyuncaklar da aynı zamanda araçlarımız.

 

  • Tanıyoruz: malzemeyi, aletleri, oyuncakları,    Tanışıyoruz: etkinliğe gelip katılanlarla, Tatbik ediyoruz: Oynuyoruz, üretiyoruz,   Taşıyoruz: Yaşamımıza taşıyoruz. İstasyonların genelde mahalle ortamında gerçekleşmesi hedeflendiğinden, katılımcılarla etkinlik dışında da buluşmak mümkün oluyor, çocuklarımız görüşüyor, birlikte oynuyor, T-istasyonu ile  öğrenilenler de yaşama taşınıyor, yaşamla ilişkilendiriliyor.
  • Seçme özgürlüğü: Katılımcılar istasyonlardaki oyun, oyuncaklardan ve  hangisini kullanacağını,hangi  aktivitelere katılacağını kendileri seçerler. Kimi zaman da sadece izleyen, ya da etkinliğe girip çıkan- kelebek katılımcı- konumundadırlar, ya da bir oyuna, çalışmaya uzun süre vakit geçirirler. Geniş yelpaze içinden, seçme özgürlüğü  katılımcıya ait olduğu gibi aktivitede geçireceği sürede de “maksimum” süre dışında sınırlar yoktur.
  • “T” harfini etkinliklerin içinde kullanmak, çeşitli tahmin oyunları oynamak, kelimeler arasında köprü kurarak olayları, olguları ilişkilendirmek hem yaratıcı hem de keyif vericidir.

Bunu hem başka harflerle, başka kelime oyunları ile etkinlikte veya etkinlik dışında uygulamak mümkün. Etkinliğin yaşama            taşınır olmasının bir örneği.Şule Şenol’un yazısı:https://www.geloyna.com.tr/harflerle-together/

  • T-istasyonunda mevcut oyunlar, ahşap oyuncaklar, aktiviteler çeşitli örneklerle sergilenmektedir. Fakat oyun, oyuncak, malzemelerle ilgili detaylı bilgilere ulaşmak, veya onlar gibi başka türevlerini tanımak için çeşitli internet siteleri, kitaplar tavsiye   Yani açık uçlu bir keşfetme hali söz konusudur.
  • Etkinlikler sonuç odaklı değil, süreç odaklıdır. Çocuk veya yetişkin  birçok etkinliğe ortadan dahil olabilir. Süreç odaklı, ve rekabetsiz, kimsenin birbiriyle kıyaslanmadığı ortamların  olması çocukların aynı zamanda yaratıcılığını geliştirmektedir.
  • Çocuklarda çeşitli motorik becerilerin gelişmesi de aktivitelerle mümkün olmaktadır, tabii bilişsel, duygusal gelişime de katkı sağlamaktadır.
  • T-istasyonu sadece bir etkinlik olarak görülmemelidir. Estetik anlayışını da besleyen bir ihtiyaç tür aynı zamanda. Çocuğun, yetişkinin tahta oyuncağın güzelliğini, davetkarlığını gördüğü, çok farklı şekillerde kullanıp faydalandığı bir oluşum tabii bir de birlkte olmak, üretmek ihtiyacı, birbirimizin donanımlarından, tecrübelerinden beslenme ihtiyacıdır.
  • T-istasyonundan faydalanan kurum ve kişilerin artmasının bu alanda çalışan zanaatkarlara fayda sağlar.  Üreten zanaatkarların sayısının katlanması niteliğin de gelişmesini beraberinde getirir Ayrıca başta öğretmenler olmak üzere yetişkinlerin de uygulamalara hem öğrenen, hem de öğreten olarak katılmasıyla mevcut eğitim sisteminde hem alternatif hem de tamamlayıcı bir rol oynar.
  • Takıl oyunları etkinliği: Şule Şenol’un Türkiye’de mevcut akıl oyunları eğitimlerine ve bunların eğitmen sertifikalandırılmalarına  eleştirel bir bakış açısı mevcuttur. Bu konuyla ilgili yazılar: https://www.geloyna.com.tr/sule-senol-ve-akil-takil-oyunlari/
  • T-istasyonu uygulamalarının sosyal amacına ulaşması için özellikle belediyeler bünyesinde gerçekleşmesi yapısına uygundur. Alan olarak açık ve kapalı alan, hatta orman da kullanılabilir. Çok  kişiye istihdam sağlayacağı gibi, çalışırken,  üretirken keyif alınan, üretmekten, katılmaktan, paylaşmaktan mutlu olunan çalışmalardır.
  • Bir demokratik hareketin temel kaygısı, üyelerinin gelişimi ve bir arada yaşamasıdır. Vatandaşların, bireyler ve tüm topluluklar olarak, yarattıkları fırsatları geliştirmelerine imkan verilmelidir. BİRLİKTE, BİRLİK sağlanır. T-istasyonunun da bu birliktelikle fayda sağlamak için harekete geçenlere yol açıcı rolü üstleneceğini umarım.

 

Şule Şenol, Haziran 2019

 

 

 

Bir cevap yazın