Takıl Oyunları Akıl Oyunlarına Karşı 1

Bu yazı Şule Şenol ve Akıl-Takıl Oyunları yazısının devamıdır.

Takıl Oyunları:

Takıl oyunları bir duruştur. Herhangi bir sertifika vermediği gibi sertifika verilmesine de karşıdır. Takıl oyunları üründen çok içeriktir. Gel Oyna’da bu çeşitli oyunlar oynanmakta, neler yapılabileceği, hatta tasarımı birlikte keşfedilmektedir. Birbirlerinin türevleri olan yüzlerce oyun çeşidi kaynaklarıyla gösterilmekte, birçoğunun denenmesi, keşfedilmesi  sağlanmaktadır.

 

Akıl Oyunları:

Akıl oyunlarında çocuklar ya birbirleriyle yarışır, ya da kendi ile yarışırlar. Çocuklarla akıl oyunları eğitimlerinde genelde  tek başına oynanan  T-puzzle. (T-Tangram diye de adı geçer)bile çocuklar birbirleriyle yarıştırılıyor, kim daha çabuk yapacak diye.  Örneğin akıl oyunları  eğitimi veren bir kurumun internetteki sayfasında öğretmen  bütün sınıfa aynı parçalarla  aynı şeklin yapılması talimatı verilyor. Çocuklar birbirleriyle yarıştırılıyor, ayrıca sonunda ödül verileceği de söylenmekte, çocukların beklentiye girmesine oyun yarışmaya, strese, hırsa dönüşmektedir. ( Burada herhangi bir kurumu veya eğitmeni karalamak değil niyetim, o yüzden link paylaşmıyorum, ama isminde “psikoloji” kelimesi barındıran bir kurumun  eğitimdeki yanlış bir tutumunu doğru gibi kendi web sitelerinde  lanse etmeleri de ayrıca bir sorun)

Takıl Oyunları:

Takıl oyunlarında çocuklar ve yetişkinler aynı mekanda, ortamda farklı akıl-takıl oyunları ile yönergesiz ya da bir oyun için çok çeşitli yönergeler ile oynarlar, birbirleriyle yarışmazlar. Oyuna kişinin içgüdüsel olarak isteyerek girmesi,  kendiliğindenliği ve takılma hali esas alınır. Mekan, ortam 3. Pedagogdur eğitimde. (Reggio Emilia yaklaşımı) Öğrenme etkileşim halinde gerçekleşir. Çocukların, yetişkinlerin  birbirleriyle yarıştıkları oyunlar da oynanabilir, fakat bu oyunların hangisinin oynanacağı ve kiminle oynanacağı oynamak isteyen kişilere bırakmak gerekir.

Akıl oyunları:

Akıl oyunları bir dizi belli başlı akıl oyunundan  (belirli firmaların ithal ettikleri veya çoğu zaman ithal edileni ürettikleri genelde tek tip yönergeli, 7-8 sene önce Türkiye’de hiç bilinmeyen oyunlardan oluşmaktadır) Bu  oyunlar belirli markalar ve isimlere  çocuklara, eğitmenlere  sunulmaktadır. Bunlar tek kişilik akıl oyunları ve karşılıklı oynanan, rekabet içeren akıl ve strateji  oyunlarıdır

Karşılıklı oynanan akıl ve strateji oyunlarında ise son zamanlarda en çok bilineni Mangaladır. Mangala’nın Türk oyunu olduğu söylenmekte, yarışmaları düzenlenmektedir, kırtasiyelerde, oyuncakçılarda da bulunmakta, internette oynama şekliyle ilgili birçok bilgiye ulaşılmaktadır. Mangala’nın Türkiye’de  8-9 yıl önceye kadar tanınmıyordu. Mangala veya Mancala (çeşitli adları vardır. Avrupa’da Kalaha diye bilinir) İki kardeşin Türk kahvesini araştırırken Mangala’nın bu topraklarda da oynandığına dair bulguları üzerine, Mangalayı oyunu benimsemeleri, kendilerinin de Mangala öğretip,  yarışmalar düzenleyip, daha sonra hem kendilerinin hem de başka firmaların  mangala üretmeye başlamaları ile  meşhur olmuştur.

Ayrıca Kültür bakanlığı tarafından desteklenen Muazzez İlmiye Çığ, Sunay Akın gibi ünlü kişilerin oyun, oyuncaklarla ilgili görüşlerinin de alındığı Mangala ile ilgili  bir   film bulunmaktadır. Hatta filmde Göbeklitepe’deki T şeklindeki sütunların üstündeki çukurlarla ilişkilendirilip kazılarda çok büyük emeği geçen Prof.  Dr. Klaus Schmidt’in de konuşmasına da yer verilmiştir. Oyun kavramına  katkılar sunmasına rağmen  filmde oyunun  pedagojik açıdan çok az ele alındığı görülmekte, ve oyunun evrenselliğine pek burgu  yapılmamaktadır.   https://www.youtube.com/watch?v=vFelC4tGmr4

Takıl Oyunları:

Çift kişinin oynadığı Mangala genelde dünyada tahtadan imal edildiği için ahşap Şule Şenol’un 2000 li yılların başında ilgi alanına girmiştir. 2005 de Boğaziçi üniversitesinde düzenlenen ahşap oyuncak tasarım, yapım eğitimi için hazırladığı kitapta tarihteki oyunlar, oyuncaklar  tanıtılırken, kökeninin araştırmalara göre Afrika olduğu, Mezapotamya’da da oynandığı yazılıdır. Bugün de araştırmalara bakıldığında    bu oyunun bir Türk oyunu olduğunu kanıtlayan bir bulgu yoktur. Ayrıca Göbeklitepe ile ilişkilendirilmesi, konuya bir gizem  katılması pek de   bilimsel değildir. Sonuçta Göbeklitepe’nin tarihi  12000 yıl öncesine dayanır, ilk oyunların tarihi ise çok daha yenidir, gerçi bu topraklarda arkeolojik kazılarda   en eski oyunlara, oyuncaklara rastlanmıştır,  ama bunlar Mangala değildir. Türkiye’de  Mangala’nın satrancın büyükbabası olduğu söylenmektedir. Oysa genel kabul olarak satrancın    Mısır kökenli  senet oyunundan türediğidir. Diyelim ki -Mangala Türk oyunudur -unutulmuş ve  ancak yeni  keşfedilmiş olması -oyuna bugüne kadar  toplumumuzda yeteri kadar değer verilmediğinin göstergesidir. Daha çok Urfa bölgesinde oynanmıştır.  Osmanlıda çok fazla kişi tarafından oynanmadığı muhtemeldir.

Ayrıca oyunların  evrensel olan tarafıyla ön plana çıkması  gerekir. O oyunla köklerimize, kültürümüze dair çocuklara bir şey aktarılacaksa, en önemli olan farklı toplumlarda, farklı topraklarda oyunların da farklı adlar, farklı oynama biçimleri ile ortaya çıkmış olduğu, oyunda çocukların, yetişkinlerin bir araya geldiğini aktarmaktır, kaynaştıklarını, nitekim birçok yazıda,  belgeselde de bunu görürüz.

Mangala genelde Türkiye’de plastik seri üretim olarak sunulmaktadır. Oysa toprakta çukur oluşturularak  oynanan kuyu oyunudur esası.  Masaüstü hali de  tahtadan olmalıdır. Tahtadan, titizlikle üretilmiş bir oyunla oynamak çocuğun estetik duygusunun gelişimi için de önemlidir (tavlada, satrançta olduğu gibi). Farklı tahtalardan, farklı ustalar tarafından yapılmış  katma değeri yüksek mangalalara rastlayabiliriz. Ayrıca mangalaya bu kadar çok vurgu yapılması çocukların başka oyunları keşfetmelerini de engellemektedir, zaten sanal olmayan, bilgisayarla, tablet ve cep telefonlarıyla  oynanmayan oyunlara çocukların ayırdıkları zaman azdır. Ayrıca bundan 10 yıl kadar önce Mangala’nın başka bir adla Nokia cep telefonları ile de oynandığını da hatırlatmak gerekir. Satranç oyunu tabletlerle, telefonlarla oynandığı gibi, Mancala’nın da çeşitli isimler altında aynı  şekilde bilgisayarlar, cep telefonları uygulamaları ile oynandığı gözlemlenmektedir. Hatta çocuk genelde karşılıklı oynayacak kimseyi bulamadığından, telefon, tabletle bu oyunları oynamayı tercih de eder, aynı zamanda karşılıklı oynarken, “yapamama, becerememe”, başkaları tarafından bunun görülmesi endişesi yoktur, dolayısıyla rekabet, hep daha iyi derece yapma, yüksek puan elde etme üzerine kurulu oyunlar eninde sonunda bilgisayarla, tablet ve telefonlarla oynamaya teşvik etmektedir. Bu yüzden “oyunu oyunluğunda bırak” demekteyiz zaten.

Mangala gibi iki kişinin karşı karşıya geldiği , rekabet gerektiren oyunlar Takıl oyunlarında pek kullanılmaz. Bunun nedeni ortamda doğrudan oyuna girebilme rahatlığını sağlamaktadır,  çünkü yarışmacı oyunların bir başlangıcı ve sonu vardır, sonuç odaklıdırlar. Dolayısıyla oyuna ortadan dahil olabilme, veya oyunu ortada bırakabilme mümkün değildir. Her ne kadar mangala gibi oyunlara karşı bir duruş Takıl oyunlarında olmasa bile, rekabet içermeyen, oynama sürecini oynayanın belirlediği oyunlar, süreç odaklılık önceliğimizdir.

Akıl  oyunları:

Akıl  oyunların çocukların bilişsel gelişimine katkıda bulunduğu anlatılmaktadır. Akıl zeka oyunları federasyonun internet sitesinde şöyle söylenmektedir.

“Akıl oyunları eğitmen eğitiminde öğretmenlerimiz ile aşağıdaki konu başlıklarında detaylı çalışmalar yapılacaktır.
-Oyun ve oyuncak kavramı
-Üretkenlik nedir?
-Üretkenlik becerilerinin kazandırılması ile ilgili kutu oyunları uygulamaları
-Eleştirel düşünme nedir?
-Eleştirel düşünme kavramının temelleri
-Eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılması ile ilgili kutu oyunları uygulamaları
-Dijital oyunlar ve kutu oyunları
-Dijital oyunlar ve kutu oyunlarının gelişim çağındaki çocuklara etkisi
-Görsel algı nedir?
-Görsel algı gelişiminin analitik düşünmeye sağladığı katkılar
-Görsel algı becerileri ile ilgili kutu oyunları uygulamaları
-Problem çözme becerileri nedir?
-Problem çözme becerileri ile ilgili kutu oyunları uygulamaları”

Takıl oyunları:

Takıl oyunları alternatif eğitim metodları diye Türkiye’de adı geçen pedagojik yapılardan  ve  son 10-15 yılın beyin araştırmalarından esinlenmiştir. Bu bağlamda dünyadaki ilk eğitim/oyun araçlarından örneğin Fröbel materyalleri de takıl  oyunları  olarak değerlendirilebilmektedir. Dünyadaki ilk çocukların bahçesi anlamına gelen, anaokulunun-   Kindergarten’ın  ve oyun pedagojisinin kurucusu  kurucusu Friedrich Fröbel, aklın, kalbin ve kolların birlikteliğini anlatan Pestalozzi’den öğrendiklerine,  kendi fen bilimleri eğitimi ve  öğretmenlik sürecinin katkısıyla birçok oyun/eğitim materyali  geliştirmiştir. Takıl oyunlarında Spielgabe (Gabe:armağan) denilen geometrik şekiller de akıl oyununa dönüşebilir, ama aynı zamanda çok farklı  şekilde kullanılabilir. Montessori pedagojisinde ise oyun yerine çalışmanın önemi ortaya konmuştur. Karışık yaş grubunun eğitim gördüğü  her sınıfta çeşitli eğitim araçlarından birer adet bulunmaktadır, dolayısıyla çocuklar arasında rekabet söz konusu değildir.   Fakat Montessori pedagojisinde materyalin oyuncul kullanılmasına izin verilmemesi eleştirilmektedir. Ödül ve cezanın , notla değerlendirmenin olmadığı bu sistemde çocuklar kendi tempolarına, kendi seçtikleri  eğitim malzemeleriyle çalışmaktadırlar.

Bu bağlamda Takıl  oyunlarında  da çocukların kendi istedikleri süre boyunca ve kendi seçtikleri oyun malzemesi ile oynamasına olanak verilmekte, dış kaynaklı  ödül ve cezalara, ya da alınacak puanlara, ölçme ve değerlendirmelere yer verilmektedir, ancak çocuklar kendi aralarında yarışmacı bir oyun oluştururlarsa buna da olanak verilmektedir.

Eğitmen rehber ve çok iyi bir gözlemci, oynayan ve tabii ki öğrenendir. Takıl Oyunlarının fikir torunu olarak ben Almanya’da bir süre bugün 29 yaşına gelmiş büyük kızım Günsel’in Montessori ilkokuluna devam etmesi sonucu 2006 da “Zil ve Teneffüs” dergisi için bu yazının sonundaki linkteki makaleyi kaleme almıştım .   Takıl  oyunlarında aynı zamanda  Waldorf pedagojisinden esinlenildi. Waldorf pedagojsini de bugün 19 yaşında olan  küçük kızım Selin’in  Waldorf yuvasına devam etmesiyle tanıdım.. Waldorf pedagojisinde de öğretmen rol modeldir. Öğretmen bir iş yapar,örneğin kestanelerle süs,    çocuklar da  gelip takılırlar, katılırlar, kim nereye ne kadar ne zaman takılacağına kendi karar verir. Yani hep beraber “hadi başlıyoruz, şu faaliyeti yapıyoruz,  şu şekli yapıyoruz” yoktur Waldorf pedagojisinde. Kimi zaman tek başına, kimi zaman iki- üç kişi veya daha fazla  oyunun içine girerler. Waldorf pedagojisinde- özellikle erken yaşlarda- akıl oyunlarına yer verilmez.  Malzemeler  doğal malzemeler ve ahşaptandır. Erken çocukluk döneminde geometrik şekiller kullanılmaz.

Takıl oyunlarında da Waldorf’un takılmaca hali sözkonusudur, oyunu kimi zaman seyrederler, kimi zaman tam olarak içine girerler, veya kısaca girip çıkarlar. Yarış ve rekabet odaklı oyunlarda bu mümkün olmamaktadır.

Akıl oyunları:

Akıl oyunları öğretmen sertifikası alan kişiler mevcut – ona tanıtılan akıl oyunlarını öğrenir, çocuklara da onları öğretir. Eğitmen öğreticidir. Tabii ki öğretmen, kendi öğrendiklerini genişletip, daha derinlemesine araştırıp öğrenebilir ve çocukların da bundan faydalanmasını sağlayabilir. Fakat öğretmen- öğrenci ilişkisi olduğu sürece çocuk oyunlarda öğretmenin gözüne girmek, başkalarıyla da kıyaslandığında daha başarılı olmak, beğenilmek  için yapar.  Öğretmenin ölçme ve değerlendirmeler yaptığı, çocukların  da oyunları ve oynama şekillerini kendilerinin seçmediği durumlar oluşmakta, bu da oyunla çocuğun potansiyelinin  gelişimine  faydalı tarafını azaltmaktadır.

Takıl oyunları:

Takıl oyunlarında çocuklar T ile başlayan eylemlerle öğrenirler. Çocuklar takip ederler, tutup  test ederler, tatbik eder, tekrar ederler, taklit ederler.  Mevcut akıl oyununu veya akıl oyununda da kullanılacak küpler gibi malzemeleri ve özelliklerini, oynama şeklini tanımaya çalışırlar, bilmiyorlarsa da, genelde kendinden büyükçe çocuktan yardım isteyebilirler. Çocuk önemsediği kişinin onunla oynamasını ister, bu kimi zaman büyükanne, kimi zaman komşu çocuğu olur. Öğretmenle karşılıklı oynamak ise çocuğun sevdiği bir şey değildir. Zaten  okullardaki, kurslardaki akıl oyunlarında da genelde öğretmen anlatan, ve gözlemleyen, değerlendirendir, karşılıklı oynamaz.

Her ne kadar akıl oyunları öğretmeni çocukla oynamasa da çocuğun oyunu tek başına veya bir arkadaşının yardımı ile keşfetmesi yerine, çocuğa oyunun özelliklerini anlatır, gösterir.  Ayrıca akıl oyunları eğitmeni çocuğun her zamanki öğretmeni değildir genellikle, dışarıdan bir öğretmendir, dolayısıyla çocukları yeteri kadar tanımaz, onların mizaçlarını, öğrenme şekillerini bilmez.

Takıl oyunlarında  Montessori pedagojisine damga vuran “tek başıma yapmama yardım et” yerine “kendi başıma keşfetmeme yardım et” prensibi uygulanmaktadır. Eğitmen çocuk istediğinde yardım eden, her çocuğun kendi ihtiyacına yönelik bir danışman, yol göstericidir.

Akıl oyunları:

Akıl oyunları bilişsel gelişime odaklı, ucu açık oyunlar değildirler. Yani çeşitli yönergelerin olduğu, oyunun amacına yönelik kullanıldığı oyunlardır. Oysa çocuk mevcut oyun malzemesini – mesela küpler – çok farklı biçimlerde kullanabilir.

Takıl oyunları:

Takıl oyunlarında da bilişsel gelişim mutlaka önemlidir, fakat ruhsal, bedensel, tinsel gelişim de atbaşı gitmektedir.  Son senelerdeki beyin araştırmalarının sonuçlarından yola çıkararak sinirbilimci Prof. Gerald Hüther’in başını çektiği Potansiyel Geliştirme Enstütüsü (Akademie für Potenzialentfaltung)un duruşundan etkilenilmiştir. Prof. Gerald Hüther davet eden, esinlendiren, cesaret veren ve harekete geçiren topluluklara  ihtiyacımız var, demektedir, ve kişilerin duygularıyla öğrendiklerini anlatmaktadır.

Akıl oyunları:

Akıl oyunları sonuç odaklı oyunlardan seçilmiştir: Genelde kutu oyunları şeklindedir ve kutuda belirtilen yönergeler dışına çıkılmamaktadır. Anaokullarında da kullanılmaktadır.

Takıl oyunları;

Beyin gelişimine göre Prof. Gerald Hüther çocuğun 6 yaşına kadar beyindeki 100 milyar hücre bulunmaktadır.(87 milyar olarak da ifade etmektedir) Bunlar arasındaki 10 binlere varan bağlantılar ise amacı olmayan oyun ve keşifte tam olarak devreye girer. Takıl oyunlarında  özellikle küçük yaşlarda çocukların mevcut  oyunları çok amaçlı kullanmaları faydalıdır. Memory, eşleştirme gibi oyunlar da oynanabilirleri ama çeşitlilik içinde çocukların oyunlar arasından  seçmeleri önemlidir,  ayrıca zarların da kullanıldığı, rastlantısallığın da olduğu yüzlerce çeşit oyun vardır erken çocukluk döneminde kullanılacak. Oyunlar süreç odaklıdır.

Akıl oyunları:

Genelde hazır kutu oyunları olarak sunulduğu, birçoğu da ithal olduğu  için maliyeti  yüksektir bu oyunlarının. Öğretici mevcut kullanma şeklinin dışında oynama fikirleri vermez.  Seri üretimdeki belirli markaların Akıl Oyunları satın alınır ve  eğitimlerde kullanılır.

Takıl oyunları

Takıl oyunlarının çoğu tarihte çok uzun zamandır oynanan türevleridir. Malzeme genelde tahtadandır Ayrıca malzemesiz oyunlar da bulunmaktadır,  çok farklı yönergeler ile kullanılabilir, tek bir tane bile üretilebileceği için çeşitlilikte sınır yoktur.  Aynı zamanda estetik değeri de yüksek ürünlerdir.

Akıl oyunları

Akıl oyunlarında ruhsal, duygusal gelişime yeteri kadar önem verilmez. Öyle ki yarışma çocuklarda hırs ve stres yaratmaktadır, ölçme, değerlendirme ödül mekanizması da devreye çocuklar bir beklentinin içine girmektedirler. Özellikle günlük sınıftaki  derslerin içinde oyun oynamak, dersin, konunun  oyunu da kullanarak kolaylaştırıcı, etkileyici, kaynaştırıcı rolünü de kullanarak dersi keyfili  hale getirmek , öğrenilen kalıcı hafızaya daha kolay yerleşmesi sağlanmaktadır.  Fakat birçok okulda eğitici çocukların kendi sınıf öğretmenleri olmamaktadır. Oyun dersi seçmeli olarak verilmektedir ve sertifikalı başka öğretmenler çocuklara akıl oyunları derslerini vermektedir.

Sınıf öğretmenleri ise  eğitici eğitimini alsalar bile bunu –ayrı bir oyun ders olmadan mevcut derse entegre  kullanmayı ancak kendi ilgisi ve becerisi doğrultusunda gerçekleştirir.

Çocuklar ve velileri  bu derse girdiklerinde daha akıllı, başarılı olunacak gibi bir düşünceye de sahip oluyorlar, birbirlerinden daha iyi notlar, dereceler almak için yarıştırılan çocuklar zaten genelde eğitimde sürekli rekabet içindedirler.

Akıl Oyunları diğer oyunlardan ayrıştırılmaktadır Oysa birçok oyun çocuğun gelişimi teşvik eder. Takıl oyunları oynamak kişinin kendi potansiyelini keşfetmesine de   yardımcı olur. Özellikle serbest oyunda yetişkinin karışmadığı durumlarda çocukların kendi kurdukları , seçtikleri oyun ve oynama şekilleri onların gelişimleri için çok  faydalıdır, oyun bir çocuğun hayatındaki kendi öğrenme süreçlerinin yaratıcısı olduğu alandır,  Önemli olan çocuğun kendisinin bir şeyleri keşfetmesini kendi öğrenme sürecinin organizasyonunu üstlenebilmesidir.

Akıl Oyunları eğitiminde oyun oyuncak tasarlamak üzerine ders yoktur: Üretim de yoktur.

Takıl Oyunları

Takıl Oyunlarında  sürekli tasarlanır, farklı oynama şekilleri keşfedilir.  Sürekli yeni oyunlar  üretilir, üretim özgürdür, özgündür.

Takıl Oyunlarında  farklı malzemeler kullanılarak üretilen oyunlarda ürün yelpazesi sonsuzdur, malzeme genelde tahtadandır ve estetik değeri de yüksek ürünlerdir.

Her bir takıl oyununda  oynama, kullanma  çeşidi ve zenginliği de sonsuzdur. Bir oyunun onlarca farklı oynama şekli olabilir, onlarca farklı yönerge verilir.

Bir Takıl oyunu, aynı zamanda en eski akıl ve yaratıcılık oyunu Tangram’i ele alalım. Burada amaç bazı akıl oyunları eğitiminde sunulan hazır kutu tangramla oynamak değildir, tangramı tarihi ve anlatılan efsanelerle, çok  farklı yönergelerle,  yönergesiz, hikayeleştirerek, ya da kolaydan zora yapılması, yapılanın çizime geçilmesi, çözüm, çözüm üçgenlerinden faydanılması, başka parçalarla  veya başka tangram parçaları ile örüntüler oluşturması gibi sonsuz sayıda tangramdan  birçok faydalanma biçiminin keşfedilmesi amaçtır. Sonuçta kişi kendisi de tahtadan testere ile tangram kesebilir, yani üretebilir. Kendisi de çocuklara yönergeler hazırlayabilir, hatta çocukların yönerge hazırlamasını, oluşturdukları şekli tarif etmeleri gibi birçok çalışma yapabilir. Tangramin türevi birçok oyun mevcuttur. Oyun birden fazla kişinin oynayacağı takım haline dönüştürülebilir. İstanbul’da  Alman  Büyükelçilik okuluna gitmiş olan küçük kızım Selin 3. Sınıftayken Tangram’i detaylı olarak ele almışlardı. 7 parça ile oynanan Tangrami daha az parçayla kolaydan zora yapmışlardı mesela. Çivili tahtadan da yararlanmışlardı. Kendileri birer Tangram ve geometrik şekiller kitapçığı oluşturmuşlardı. Ama bunlar ayrı  bir sertifikalı öğretmenle değil, sınıf öğretmenleri ile günlük, haftalık akışın içinde, yarıştırmadan yapılmıştı.

Takıl ve akıl oyunlarının gösterildiği bazı örneklemeler youtube kanalımızda yer almaktadır.  Takıl oyunlarının ikinci yazısında bazı takıl oyunları örneklemeleri anlatılacak, erken yaşta kodlamaya, robotik eğitimine  karşı olmamın nedenleri “Keşfetmek Kodlamaya Karşı” yazısında ele alınacak, “katılmak Kazanmaya karşı” da ise yine oyunun katılımcı, kaynaştırıcı hali tutkuyla, derinleşerek öğrenme halini tanıtıp, ve eğitimde de yaşamda da  co-craeatif – birlikte yapabilme, birbirinden beslenebilme haline karşı çocukların  “kariyer sahibi olmak, çok para kazanma” ya yönlendirilmesi, dolayısıyla da maalesef yarışa sokulmasını ele alacağım.

 

 

 

 

Bir cevap yazın